Sivil İnisiyatif/ Zeliha Sorkunlu/ Bitlis, yalnızca geçmişiyle övünen bir şehir değil; geçmişiyle yaşayan, tarihiyle nefes alan ender Anadolu kentlerinden biri. Doğu Anadolu’nun en eski yerleşimlerinden olan Bitlis, yüzyıllar boyunca ticaret yollarının, kültürlerin ve medeniyetlerin kesiştiği bir kavşak oldu. Bu çok katmanlı tarih, bugün hâlâ şehrin sokaklarında, mimarisinde ve insanlarında yaşamaya devam ediyor. İşte bu sürekliliğin en somut, en canlı ve en hissedilir mekânlarından biri Bitlis Eski Çarşı.
Bitlis Kalesi’nin eteklerinde konumlanan Eski Çarşı, sadece bir alışveriş alanı değil; şehrin hafızası, kimliği ve ruhu olarak kabul ediliyor. Taş sokaklarında yürürken ziyaretçiyi karşılayan şey yalnızca dükkânlar değil; yüzlerce yıllık bir yaşam kültürü, sessiz ama derin bir tarih anlatısı.
Tarih boyunca Bitlis; Selçuklular, Eyyubiler, Osmanlılar ve daha birçok medeniyetin iz bıraktığı stratejik bir merkez oldu. İpek Yolu’na yakınlığı sayesinde ticaret, Bitlis’in ekonomik ve sosyal hayatının temel unsurlarından biri haline geldi. Eski Çarşı da bu ticari canlılığın kalbi olarak şekillendi.
Yüzyıllar boyunca bu çarşıda yalnızca mallar değil; kültürler, diller, gelenekler ve hikâyeler de el değiştirdi. Zanaatkârlar taş dükkânlarında üretim yaptı, tüccarlar uzak diyarlardan getirdikleri ürünleri bu sokaklarda sattı, seyyahlar Bitlis’in misafirperverliğiyle tanıştı. Bugün hâlâ ayakta olan taş yapılar, bu yoğun tarihin sessiz tanıkları olarak varlığını sürdürüyor.
Modern şehirleşmenin etkisiyle Bitlis’te yeni alışveriş alanları inşa edilince, halk bu tarihi ticaret merkezini “Eski Çarşı” olarak adlandırmaya başladı. Ancak buradaki “eski” ifadesi, eskimişliği değil; zamana direnmiş olmayı temsil ediyor.
Eski Çarşı, modernliğe karşı bir alternatif değil; modern hayatın içinde kimliğini kaybetmeden var olabilmiş nadir mekânlardan biri. Bu yönüyle Bitlis’in geçmişle bağını koparmadan geleceğe yürüyebildiğinin en güçlü göstergesi.
Eski Çarşı bugün, Bitlis’in kültürel belleğini canlı tutan bir merkez konumunda. Çarşıda hâlâ geleneksel usullerle üretim yapan esnaflar bulunuyor. El dokuması halılar, yöresel kıyafetler, bakır eşyalar, organik bal, peynir ve köy ürünleri; Bitlis’in yerel üretim kültürünü yansıtan başlıca örnekler arasında yer alıyor.
Bu ürünler sadece ticari birer meta değil; nesilden nesle aktarılan bilgi ve emeğin somut karşılığı. Eski Çarşı’da alışveriş yapmak, aynı zamanda bu kültürel sürekliliğe tanıklık etmek anlamına geliyor.
Bitlis Eski Çarşı, son yıllarda kültür ve inanç turizmi açısından da önemli bir çekim noktası haline gelmiş durumda. Yerli ve yabancı turistler için çarşı, Bitlis’i tanımanın en doğal yolu olarak öne çıkıyor. Ziyaretçiler burada sadece ürün satın almıyor; Bitlisli bir esnafla sohbet ediyor, çay içiyor, geçmişe dair hikâyeler dinliyor.
Fotoğraf tutkunları için taş sokaklar ve tarihi dokular benzersiz kareler sunarken, tarih meraklıları için çarşı adeta açık hava müzesi niteliği taşıyor. Turizm açısından Eski Çarşı, Bitlis’in otantik yüzünü yansıtan en güçlü vitrinlerden biri olarak kabul ediliyor.
Eski Çarşı’nın en dikkat çekici yönlerinden biri, buranın hâlâ yaşayan bir mekân olması. Burası yalnızca restore edilmiş, vitrine konmuş bir tarih alanı değil; gündelik hayatın sürdüğü, esnafın kepenk açtığı, çocukların koştuğu, insanların selamlaştığı bir yaşam alanı.
Bu yönüyle Eski Çarşı, geçmişi dondurmak yerine onu bugünle birlikte yaşatan bir şehir dokusu sunuyor. Taş sokaklar, sadece hatıraları değil; bugünün seslerini, adımlarını ve nefesini de taşıyor.
Eski Çarşı, Bitlis’in sadece geçmişini değil; karakterini de anlatıyor. Sabırlı, vakur, misafirperver ve köklü… Çarşıdaki her dükkân, bu karakterin küçük bir yansıması gibi duruyor. İnsan ilişkileri, ticaret ahlakı ve gündelik yaşam pratikleri, Bitlis’in kültürel kodlarını bugüne taşıyor.
Bitlis’in yaşayan tarih kimliği, yalnızca merkezle sınırlı değildir. Şehrin kuzeyinde yer alan Ahlat, bu kimliği tarihsel derinlik açısından tamamlayan ve büyüten bir merkezdir. Ahlat, Türk-İslam tarihinin Anadolu’daki en önemli yerleşimlerinden biri olarak kabul edilir.
Selçuklu Mezarlığı başta olmak üzere kümbetleri, tarihi yapıları ve Van Gölü kıyısındaki konumuyla Ahlat, Bitlis’in kültürel mirasını medeniyet ölçeğine taşır. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ahlat Selçuklu Meydan Mezarlığı, sadece bir mezarlık değil; taşlara işlenmiş bir tarih kitabı gibidir.
Ahlat’ta yükselen her mezar taşı, her kümbet ve her yapı; Anadolu’nun Türkleşme sürecini, Selçuklu estetiğini ve İslam medeniyetinin izlerini yansıtır. Taş işçiliği, süslemeler ve yazıtlar; Ahlat’ı dünya çapında benzersiz kılar.
Burada yürüyen ziyaretçiler, yalnızca geçmişi görmez; medeniyetin sessiz diliyle yüzleşir. Ahlat, bu yönüyle Bitlis’in “yaşayan tarih” anlatısının en derin ve en evrensel boyutunu oluşturur.
Bitlis Eski Çarşı ile Ahlat, birbirinden kopuk iki mekân değil; aynı tarih anlatısının iki tamamlayıcı sayfasıdır. Biri günlük yaşamın, ticaretin ve halk kültürünün yaşadığı merkez; diğeri ise medeniyetin, inancın ve tarihsel sürekliliğin sembolüdür.
Bu bütünlük, Bitlis’i kültür ve turizm açısından benzersiz kılar. Ziyaretçiler, Bitlis merkezde yaşayan şehir kültürünü deneyimlerken; Ahlat’ta tarihin derin katmanlarına iner.
Bitlis Eski Çarşı, kentin kültürel mirasını korurken aynı zamanda turizme kazandıran en önemli değerlerden biri. Modernleşme ile gelenek arasında denge kurabilmiş bu yapı, Bitlis’in “yaşayan tarih” kimliğini en iyi anlatan alanlardan biri olmayı sürdürüyor.
Bugün Eski Çarşı’da yürüyen herkes, sadece bir çarşıyı değil; tarihiyle yaşayan, kültürüyle nefes alan bir şehri deneyimliyor. Bitlis, taş sokaklarında hâlâ canlılığını koruyan bu miras sayesinde geçmişiyle bağını koparmadan geleceğe yürümeye devam ediyor.



Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberleri, önemli gündem yazıları, siyaset, Kültür sanat'tan Dünya haberlerine bütün konuların tek adresi www.gazetesivilinisiyatif.com'da.
© Copyright Uluslararası Sivil İnsiyatif Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır. |