Görgün: “Savunma sanayi, ulusların stratejik bağımsızlığının ve sürdürülebilir gücünün ana omurgasıdır”
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, çok alanlı harp dönemine dikkat çekerek, savunma sanayinin yalnızca askeri değil ekonomik ve stratejik bağımsızlığın da temel unsuru haline geldiğini vurguladı.
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Ankara’da ROKETSAN ev sahipliğinde düzenlenen 3. Stratejik İş Ortaklığı Zirvesi’nde yaptığı kapsamlı değerlendirmede, savunma sanayinin günümüzde yalnızca askeri bir sektör olmaktan çıkıp, ülkelerin stratejik bağımsızlığını, ekonomik dayanıklılığını ve küresel rekabet gücünü belirleyen temel alanlardan biri haline geldiğini vurguladı.
Zirveye kamu, özel sektör ve savunma sanayi ekosisteminin önemli temsilcileri katılırken, programda tedarik zincirinin güçlendirilmesi, yerli üretim kapasitesinin artırılması ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi gibi kritik başlıklar ele alındı.
Görgün, son yıllarda yaşanan küresel çatışmaların savaş konseptini köklü biçimde değiştirdiğini belirterek, artık savaşların tek bir cephede değil, eş zamanlı olarak birçok alanda yürütüldüğünü ifade etti.
“Günümüz muharebe ortamı; kara, hava ve denizin ötesinde siber ve uzay boyutlarını da kapsayan çok alanlı bir yapıya dönüşmüştür” diyen Görgün, özellikle uzay teknolojilerinin modern ordular için vazgeçilmez hale geldiğine dikkat çekti.
Uydu tabanlı sistemlerin;
gibi kritik alanlarda operasyonel üstünlük sağladığını belirten Görgün, bu teknolojilerin karar alma süreçlerini hızlandırdığını ve sahadaki koordinasyonu güçlendirdiğini ifade etti.
Modern savaşların en belirleyici unsurlarından birinin üretim sürekliliği olduğunu vurgulayan Görgün, özellikle mühimmat ve savunma sistemlerinde hızlı tüketim ve hızlı üretim dengesinin kritik hale geldiğini söyledi.
Bu çerçevede:
gibi unsurların stratejik değerinin her geçen gün arttığını belirtti.
“Savunma sanayi artık sadece üretim değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve dayanıklılık meselesidir” diyen Görgün, bu yapının güçlü bir sanayi ekosistemiyle mümkün olduğunu dile getirdi.
Görgün, Türkiye’nin savunma sanayindeki başarısının temelinde, sahadaki ihtiyaçlarla üretim süreçleri arasında kurulan güçlü bağın bulunduğunu ifade etti.
“Sahadan gelen gerçek zamanlı geri bildirimler, ürün geliştirme süreçlerini doğrudan şekillendiriyor. Bu sayede hızlı uyum sağlayabilen, esnek ve rekabetçi bir yapı ortaya çıkıyor” dedi.
Bu yaklaşımın, Türkiye’yi küresel savunma sanayi rekabetinde öne çıkaran en önemli faktörlerden biri olduğu değerlendiriliyor.
Görgün, uluslararası veriler ışığında savunma harcamalarındaki hızlı yükselişe de dikkat çekti. 2024 yılında küresel savunma harcamalarının yaklaşık 2,8 trilyon dolara ulaştığını belirten Görgün, bu artışın jeopolitik risklerin büyüdüğünü ve ülkelerin güvenlik önceliklerinin değiştiğini gösterdiğini söyledi.
Ayrıca NATO’nun yeni hedefleri doğrultusunda üye ülkelerin savunma harcamalarını artırma kararı aldığını hatırlatan Görgün, bu gelişmelerin savunma sanayinde rekabeti daha da yoğunlaştıracağını ifade etti.
Savunma sanayi ekosisteminin yalnızca büyük firmalardan ibaret olmadığını belirten Görgün, KOBİ’lerin sektördeki rolünün giderek arttığını söyledi.
Bu kapsamda:
gibi alanlarda önemli adımlar atıldığını ifade etti.
Görgün, bu politikaların savunma sanayinde daha geniş tabanlı ve sürdürülebilir bir büyüme sağlayacağını vurguladı.
Sektörde finansal sürdürülebilirliğin önemine de değinen Görgün, ana yüklenici ve alt yüklenici firmalar arasında güçlü bir ödeme disiplininin sağlandığını belirtti.
“Bugün itibarıyla firmalarımızın vadesi geçmiş alacak ya da borcu bulunmamaktadır” diyen Görgün, bu durumun sektörün sağlıklı büyümesi açısından kritik olduğunu ifade etti.
Ayrıca firmaların finans kuruluşlarıyla ilişkilerini kolaylaştırmak amacıyla danışmanlık mekanizmalarının devreye alındığını söyledi.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye’nin savunma sanayinde önemli bir eşiği aştığını belirtti.
İkinci, Türkiye’nin büyük ölçüde kendi savunma ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ekosisteme ulaştığını ifade ederek, bu durumun hem caydırıcılık hem de stratejik bağımsızlık açısından kritik olduğunu söyledi.
Uzmanlara göre savunma sanayi artık yalnızca askeri kapasiteyi değil;
doğrudan etkileyen bir sektör haline geldi.
Türkiye’nin son yıllarda bu alanda attığı adımlar, hem bölgesel güç dengelerinde hem de küresel savunma pazarında daha etkin bir konuma ulaşmasını sağlıyor.
Haluk Görgün’ün açıklamaları, Türkiye’nin savunma sanayinde yalnızca mevcut ihtiyaçlara odaklanmadığını, aynı zamanda geleceğin savaş konseptlerine uygun bir yapı inşa etmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor.
Çok alanlı harp konsepti, yerli üretim kapasitesi ve güçlü sanayi ekosistemiyle Türkiye’nin bu alandaki konumunu daha da ileri taşıması bekleniyor.

Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberleri, önemli gündem yazıları, siyaset, Kültür sanat'tan Dünya haberlerine bütün konuların tek adresi www.gazetesivilinisiyatif.com'da.
© Copyright Uluslararası Sivil İnsiyatif Gazetesi | Tüm Hakları Saklıdır. |