Zeynep Aslan Sucu -Âlemlere Rahmet: Peygamber  Efendimizin Güzel Ahlakı ve Örnek Kişiliği

img

Âlemlere Rahmet: Peygamber  Efendimizin Güzel Ahlakı ve Örnek Kişiliği

İnsanlık tarihi boyunca nice insanlar gelip geçmiştir. Kimi gücüyle, kimi ilmiyle, kimi eserleriyle hatırlanmıştır. Fakat bazı şahsiyetler vardır ki onların hayatı yalnızca yaşadıkları dönemi değil, asırlar sonrasını da aydınlatır. Onların sözleri gönüllere umut, davranışları insanlara örnek, ahlakları ise hayatımıza ölçü olur. İşte Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa(sav) insanlığa gönderilmiş en güzel örneklerden biridir.

O, yalnızca insanlara dini anlatan bir peygamber değil; aynı zamanda merhametiyle, adaletiyle, sabrıyla, tevazusuyla, doğruluğuyla ve güzel sözleriyle yaşayan bir ahlak öğretmeniydi. Onun hayatına baktığımızda İslam’ın yalnızca sözlerden ve ibadetlerden ibaret olmadığını; güzel ahlakın, insanlara iyilikle davranmanın ve gönül kırmamaya çalışmanın da dinin önemli bir parçası olduğunu görürüz.

Güvenilir Bir İnsan

Peygamber Efendimizin (sav) daha peygamberlik gelmeden önce toplumunda güvenilirliğiyle tanınması dikkat çekicidir. İnsanlar ona “el-Emin”, yani güvenilir kişi, derlerdi. Bu isim, onun karakterinin en belirgin özelliklerinden birini anlatır.

Güvenilir olmak, yalnızca emanete sahip çıkmak değildir. Verdiği sözün arkasında durmak, doğruyu söylemek, insanları aldatmamak ve kişinin olmadığı yerde de onun hakkını korumaktır. Peygamber Efendimiz (sav) hayatının her döneminde doğruluğu ve güvenilirliğiyle insanlara örnek olmuştur.

Bugün onun “el-Emin” oluşunu düşündüğümüzde kendimize de şu soruyu sormamız gerekir: İnsanlar bizim yanımızda kendilerini güvende hissediyor mu? Bize emanet edilen bir sırrı koruyabiliyor muyuz? Verdiğimiz sözleri yerine getiriyor muyuz?

Çünkü güzel ahlak, büyük sözler söylemekten önce küçük davranışlarda kendini gösterir.

Merhametin En Güzel Örneği

Peygamber Efendimizin (sav) ahlakında merhamet çok özel bir yere sahiptir. O, çocuklara sevgiyle yaklaşır, yaşlılara saygı gösterir, yoksulları gözetir, yetimlerin hakkını korur ve güçsüzlerin yanında dururdu. İnsanlara olduğu kadar hayvanlara ve bütün canlılara karşı da şefkatli olunmasını öğütlerdi.

Onun merhameti yalnızca kendisine iyilik yapanlara yönelik değildi. Kendisine kötülük edenlere karşı bile kin ve intikam duygusuyla hareket etmezdi. Çünkü onun gönlünde insanları iyiliğe ulaştırma arzusu vardı.

Taif’te kendisine ağır eziyetler edildiğinde bile beddua yerine onların ve nesillerinin hidayete ulaşmasını umut etmesi, onun merhametinin ne kadar derin olduğunu gösteren örneklerden biridir.

Bu tavır bize çok önemli bir şey öğretir: Merhamet, güçlü olduğumuz hâlde incitmemeyi seçebilmektir.

İnsan bazen öfkelenebilir, kırılabilir ve haksızlığa uğrayabilir. Fakat Peygamber Efendimizin (sav) hayatı bize öfkemizin bizi kötü davranışlara sürüklememesi gerektiğini öğretir. Asıl güç, başkasını incitebilecek durumda olduğumuz hâlde affedebilmektir.

Çocuklara Sevgisi

Peygamber Efendimizin (sav) çocuklara yaklaşımı da onun ne kadar ince ruhlu olduğunu gösterir. Çocukları sever, onlarla ilgilenir, selam verir ve onların duygularını önemserdi.

Bir çocuğun dünyasında küçücük görünen bir şeyin onun için ne kadar büyük olabileceğini bilirdi. Bu yüzden çocukları küçümsemez, onlara değer verirdi.

Günümüzde çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de gerçekten dinlenilmek ve anlaşılmaktır. Peygamberimizin (sav) çocuklara gösterdiği sevgi, bizlere aile içinde ve toplumda çocuklara karşı sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olmamız gerektiğini hatırlatır.

Bir çocuğun başını okşamak, onun sözünü dinlemek, hatasını bağırıp çağırmadan anlatmak belki küçük bir davranış gibi görünür. Fakat bazen bir çocuğun kalbinde ömür boyu unutulmayacak güzel bir iz bırakabilir.

Sabır ve Hoşgörü

Peygamber Efendimizin (sav) hayatı kolaylıklarla dolu değildi. Yetim büyüdü, büyük sıkıntılar yaşadı, sevdiği insanları kaybetti, baskı ve zulüm gördü. Buna rağmen yaşadığı zorluklar onun güzel ahlakını değiştirmedi.

O, sabretmeyi yalnızca sıkıntıya katlanmak olarak görmedi. Sabır; doğru bildiği yolda yürümeye devam etmek, kötülüğe kötülükle karşılık vermemek ve Allah’a güvenmekti.

İnsanların hatalarını düzeltirken de onları aşağılamazdı. Yanlış yapan kişinin onurunu kırmadan doğruyu göstermeye çalışırdı. Bu nedenle onun eğitim anlayışında sevgi, anlayış ve hikmet önemliydi.

Bugün bir insanın hatasını düzeltmek istediğimizde onun kişiliğine saldırmak yerine davranışını konuşmak, küçümsemek yerine yol göstermek, öfkeyle bağırmak yerine güzel bir dille anlatmak, Peygamberimizin (sav) ahlakından alabileceğimiz önemli derslerdendir.

Tevazu İçinde Bir Önder

Peygamber Efendimiz (sav), Allah’ın elçisi olduğu hâlde insanlara karşı kibirli davranmazdı. Gösterişten uzak, sade ve mütevazı bir hayat sürerdi. İnsanlarla birlikte oturur, onların hâlini hatırını sorar, ihtiyaç sahipleriyle ilgilenirdi.

Onun büyüklüğü insanlardan uzak durmasında değil, insanlara yakın olmasındaydı.

Gerçek büyüklüğün makamda, zenginlikte veya insanların alkışında olmadığını onun hayatında açıkça görürüz. İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, gönlünde tevazuyu koruyabilmelidir.

Bugünün dünyasında insanlar zaman zaman sahip oldukları şeylerle birbirlerine üstünlük göstermeye çalışıyor. Daha fazla para, daha yüksek makam, daha güzel kıyafet veya daha çok takipçi insanı değerli hâle getirecekmiş gibi düşünülebiliyor. Oysa Peygamberimizin (sav) hayatı bize insanın değerinin sahip olduklarıyla değil, ahlakıyla ölçülmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Ailesine Karşı Güzel Davranışı

Peygamber Efendimizin (sav) güzel ahlakı yalnızca toplum içinde değil, aile hayatında da görülürdü. Eşlerine karşı nazik davranır, onların duygularını önemser, aile bireyleriyle ilgilenirdi.

Çünkü insanın gerçek karakteri çoğu zaman dışarıda değil, evinin içinde belli olur. İnsan yabancılara karşı nazik olup ailesine karşı kaba davranıyorsa güzel ahlakı tamamlanmış sayılmaz.

Peygamber Efendimiz (sav) aile hayatıyla da bizlere önemli bir ölçü bırakmıştır: Sevgi, saygı ve anlayış yalnızca sözle ifade edilmemeli; günlük davranışlarla da gösterilmelidir.

Bir teşekkür, güzel bir söz, sabırla dinlemek, aile bireylerinin yükünü paylaşmak ve gönül almak bazen büyük fedakârlıklardan daha değerlidir.

Affetmenin Güzelliği

Peygamberimizin (sav) hayatında affetmek de önemli bir ahlakî erdemdir. Özellikle Mekke’nin fethi sonrasında, yıllarca kendisine ve Müslümanlara düşmanlık etmiş insanların karşısında büyük bir güç sahibi olduğu hâlde intikam peşinde koşmamıştır.

Bu davranış, tarihe yalnızca siyasi bir olay olarak değil, ahlakın güce üstün gelmesinin örneklerinden biri olarak geçmiştir.

Affetmek, yapılan yanlışı doğru kabul etmek değildir. Bazen affetmek, insanın kendi kalbini kin yükünden kurtarmasıdır. Peygamber Efendimizin (sav) hayatı bize intikamın değil, adalet ve merhametin insanı yücelttiğini öğretir.

Güzel Söz ve Güzel Üslup

Peygamber Efendimiz (sav)insanlarla konuşurken kırıcı olmamaya büyük önem verirdi. Çünkü bir sözün insanın kalbinde nasıl bir iz bırakabileceğini bilirdi.

Güzel söz söylemek sadaka olarak değerlendirilmiş; insanlara faydalı olmanın yalnızca maddi yardımlarla sınırlı olmadığı gösterilmiştir.

Bugün sosyal medya mesajlarından aile içindeki konuşmalara, okuldan iş hayatına kadar her yerde sözlerimizin etkisi vardır. Bir insanı birkaç saniyede kırabilir, fakat onun kalbindeki kırgınlığı düzeltmek yıllar sürebilir.

Bu nedenle Peygamberimizin (sav) güzel konuşma anlayışı bugün de çok değerlidir. Konuşmadan önce düşünmek, hakaret etmemek, alay etmemek, insanların kusurlarıyla eğlenmemek ve güzel söz söylemek onun ahlakından öğrenebileceğimiz önemli davranışlardır.

Adaleti ve Hakkaniyeti

Peygamber Efendimiz (sav)adalet konusunda insanlar arasında ayrım yapmazdı. Zengin veya fakir, güçlü veya güçsüz, yakın veya uzak olması kişinin hakkının korunmasında ölçü değildi.

İslam’ın adalet anlayışında insanın hakkını gözetmek büyük bir sorumluluktur. Peygamberimizin (sav)hayatında da bunun birçok örneğini görmek mümkündür.

Adalet yalnızca mahkemelerde uygulanan bir kavram değildir. Bir kardeşler arasında ayrım yapmamak, iş yerinde emeğin karşılığını vermek, arkadaşımızın hakkını gözetmek, başkasının eşyasını izinsiz almamak da adaletin günlük hayattaki yansımalarıdır.

O’nun Ahlakı Bize Ne Söylüyor?

Peygamber Efendimizin (sav) hayatını okumak, yalnızca geçmişte yaşamış mübarek bir insanı tanımak değildir. Aynı zamanda kendimize bir ayna tutmaktır.

Onun doğruluğunu okuyorsak kendi doğruluğumuzu düşünmeliyiz.

Onun merhametini okuyorsak çevremizdeki insanlara nasıl davrandığımıza bakmalıyız.

Onun sabrını okuyorsak küçük bir sıkıntı karşısında nasıl davrandığımızı sorgulamalıyız.

Onun tevazusunu okuyorsak sahip olduklarımızla başkalarını küçümseyip küçümsemediğimizi düşünmeliyiz.

Onun affediciliğini okuyorsak kalbimizde ne kadar kin taşıdığımızı fark etmeliyiz.

Çünkü Peygamber Efendimizi (sav) sevmek, yalnızca dilimizle onu övmek değil; onun güzel ahlakını hayatımıza taşımaya çalışmaktır.

Gönüllere Dokunan Bir Miras

Asırlar geçmesine rağmen Peygamber Efendimizin (sav) adı milyonlarca insanın gönlünde sevgiyle anılmaya devam ediyor. Bunun sebebi yalnızca onun peygamber olması değil; insanlara nasıl yaşanacağını davranışlarıyla göstermiş olmasıdır.

O, yetimin başını okşayan, fakirin hâlini soran, çocuğa sevgi gösteren, aile bireylerine karşı nazik davranan, düşmanına karşı bile adaleti gözeten ve kendisine kötülük yapanlara karşı dahi merhameti elden bırakmayan bir ahlakın temsilcisiydi.

Onun hayatı bize şunu fısıldıyor:

İyi insan olmak, büyük işler yapmaktan önce güzel davranışları hayatın küçük anlarına taşıyabilmektir.

Bir insanı kırmamak, bir ihtiyaç sahibine yardım etmek, yaşlı birine saygı göstermek, bir çocuğu sevindirmek, emanete sahip çıkmak, doğruyu söylemek, öfkeliyken susabilmek ve affedebilmek… Bunların her biri Peygamberimizin (sav) bize bıraktığı güzel ahlak mirasının bir parçasıdır.

Bugün dünyamızın belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey, teknoloji veya maddi zenginlikten önce güzel ahlaktır. İnsanların birbirini dinlediği, merhamet ettiği, adaleti gözettiği ve birbirinin gönlünü incitmekten sakındığı bir toplum ancak güzel ahlakla kurulabilir.

Peygamber Efendimizin (sav) hayatı işte bu nedenle yalnızca Müslümanlar için değil, insanlık için de büyük bir ahlak dersidir. Onun örnekliği, asırlar öncesinden bugüne uzanan bir ışık gibidir.

Ve o ışık bize her gün aynı hakikati hatırlatır:

Güzel ahlak, insanın süsü değil; insanlığının özüdür.

Peygamber Efendimizin (sav) hayatına baktığımızda, İslam’ın kalbinde sevgi, merhamet, adalet, doğruluk, sabır ve iyiliğin bulunduğunu görürüz. Onu tanımak, güzel ahlakı tanımaktır; onu sevmek ise onun güzel ahlakından nasiplenmeye çalışmaktır.

Rabbimiz bizleri Peygamber Efendimizin (sav) güzel ahlakını anlayan, seven ve hayatına yansıtmaya çalışan kullarından eylesin. Onun merhametinden, sabrından, doğruluğundan ve güzel huylarından bizlere de nasip etsin.

Çünkü insanın ardında bırakabileceği en güzel miras; malı, makamı veya şöhreti değil, insanların kalbinde bıraktığı güzel izdir.